loading...

Arşın Gölgesinde Bizler
Muhammed Safa Ulusoy
.

 

Bizler; Erdem Bayazid’in “Titreyen kenar mahalle çocukları” ydık, günler geçti ve artık büyüdük. “Bir sıcak somun için, yalın kat bir don için” kimseyi yapraklar gibi yollara dökmemeyi şiar edindik kendimize…

Bizler cami avlusun da iki yiğit gencin: “Boyayalım mı ağabey, namazdan sonra gıcır gıcır giyersin?” dediği gençleriz.

Bizler Adem Özköse’nin “Ümmeti sabah namazına kalkan gençler uyandıracak!” dediği gençleriz.

Bizler Erbakan hocamızın; “Bir toplumun asıl gücü; topu, tankı, tüfeği değil inançlı ve imanlı gençleridir” dediği gençleriz.

Bizler bu ümmetin manevi mimarlarının duası, yine bu milletin topu, tankı, tüfeğiyiz.

Bizler Seyid Kutub’ların bu kutlu yolda(ki) bıraktıkları işaretlerle davamıza sımsıkı sarılan gençleriz.

Bizler Hasan El Benna’ların, Müslüman kardeşlerin;

 “Kuran bizim anayasamızdır,

Resul bizim liderimizdir,

Cihad bizim yolumuzdur,

Allah yolunda şehid olmak en büyük arzumuzdur,

Yaptığımız her amelin gayesi Allah içindir.”

İlkelerini hayatına layığıyla nakşetmeye çalışan gençleriz.

Bizler Ali Fuad Başgil ile “başbaşa” kalan gençleriz…

“‘Olimpos dağının çocukları, Hira Dağının evlatlarını asla kabul etmeyecektir” demiş Cemil Meriç, elbet kabul etmeyecekler çünkü bizler Cudi dağında horon tepen gençleriz.

Bizler Recep Tayyip Erdoğan’ın “Koşacaksınız, koşacaksınız risk alarak koşacaksınız” dediği gençleriz…

Bizler üstad Necip Fazıl Kısakürek’in satırlarına muazzam bir şekilde nakşettiği o gençleriz;

 Yer ve gök su vermem dediği zaman,

Her tarlayı sular arkımız bizim…

Bizler; Hz. Ali gibi bedeli ölüm bile olsa zalime boyun eğmiyor, zulüm neredeyse tam karşısında beliriyoruz çatık kaşlarımızla, kimi zaman yetimlerin gönüllerinde, kimi zaman bir gözyaşında, kimi zaman tatlı bir tebessümdeyiz.

Bizler haksızlık neredeyse onunda tam karşısında korkmadan, çekinmeden hakkı tutup kaldıranlarız…

Bizler Cahit Zarifoğlu gibi “Onlar batılı seviyor bizler ise HAKKI seviyoruz” diyen gençleriz.

Bizler Mehmet Akif Ersoy’un “Asım'ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek” dediği namusunu hiçbir zaman çiğnetmeyecek olan gençleriz.

Bizler Nuri Pakdil gibi; “Kalem bizim kalemizdir” düsturuyla o kalenin en kadim, en sadık ve en vefakâr muhafızları olabilmeyi kendimize bir şeref olarak telakki ediyoruz.

Bizler tek derdi ümmet olan, gençler olan, bir büyük olarak gençleri kıskandıran tavrıyla önümüzde kanlı-canlı bir örnek teşkil eden Muzaffer Eke’nin;

“Rabbini bilen kendini bilir,

Kendini bilen haddini bilir,

Haddini bilen hakkını bilir.”

Sözleriyle her dem yeniden yoğrulup, canlanıp, şahlanıp; kendini, haddini, hakkını ve RABBİNİ iyice öğreniyor, biliyor ve öğretiyoruz…

Hasan El Benna’nın;

“Yarınlar yorgun olanların değil rahatından vazgeçenlerindir.” Sözünü hayatımıza bir anıt gibi yükseltiyor, ömrümüzün en güzel, en verimli çağlarını rızayı ilahi yolunda geçirerek Allaha anlatılacak güzel hikâyeler biriktirmek istiyoruz. Biz bu hikâyeleri biriktirirken, hikâyelerini nihayete erdirmiş, birbirinden güzel hikâyelerle Cenabı Mevla’nın huzuruna, dârı bekâya göç eylemiş; Esma El Biltacileri, Furkan Demirleri, Furkan Doğanları, Şeyh Şamilleri, Şeyh Ahmed Yasinleri ve adını zikredemediğimiz nice mücahitleri, dava adamlarını, Kur-an hadimlerini kendimize-yaşantımıza örnek olarak addediyor, gıpta edilesi hayatlarını hayretle okuyup, etkileniyor ve okudukça şanlı hayatlarıyla huzur buluyoruz. Tüm bunların üstüne sevda sözleri söylüyor; aşkla, şevkle her zorluğa göğüs geriyor, korkmadan, çekinmeden, üzülmeden, hüzünlenmeden, ye’se kapılmadan Allah bizimle beraberdir diyor ve en güzel tesellileri onların hayatlarında, yaşantılarında, hayallerinde ve hikâyelerinde buluyoruz.

Artık büyük sözü de dinliyoruz…

Mesela Sayın Yusuf Kaplan aklınız bizde kalmasın artık bol bol Sezai Karakoç okuyor, hayallerin gerçek olduğu bir dünya düşünüyor ve şanlı bir medeniyet tasavvuruyla hayatımıza yön vermeye gayret ediyoruz.  Sayın Serdar Tuncer sizinde gözünüz arkada kalmasın biz  “Pişenler hamım der, bir düşün niye” diye hep düşünüyor ve baki dünyaya “kül” değil “kul” olmaya çalışıyoruz her daim…

Ve inanıyoruz ki güzel günler bizleri bekliyor, ümmete umut olabilmek gözümüzde tütüyor, derde deva olmak içimizi okşuyor, gönle şifa olmak kalbe huzur veriyor…

Bizler; Fatma Barbarosoğlu’nun  “ gençlerin bir türlü doğru eşi bulup da evlenemediği” makalelerini okuyup, sadece; “hoca haklı” demedik… Önce Fatma hocanın -her satırı bir kitap niteliğinde olan- yazılarını okuyup, idrak edip, etrafımıza ve eşrafımıza örnek olacak bir yuva kurduk. Sonra İsmail Kılıçarslan’ın kafe müdavimi gençleriyle sabahlara kadar devlet kurmak yerine, yapılan faaliyetlerin sonuçlarını, kalitesini, bizlere kazandırdıklarını konuştuk, neticeyi değerlendirdik ve yeni bir işe, yeni bir projeye bismillah demeden de kalkmadık o kafelerden...

 

 

Biliyoruz…

“Fatihin İstanbul’u fethettiği yaşta” yız. Ümitsizliğe kapılmayacağız, ye’se kapılmayacağız çünkü yine konacak pervazlara güvercinler, “Hû hû”lara karışacak âminler, dillerden düşmeyecek Fatihalar Yasinler, elbet geri gelecek Fatihler, Sinanlar, Sinanüddinler, susmayacak Bilal’ler, Itri bestesiyle kubbelere dolacak yine tekbirler.

Korkmuyoruz, çünkü unutmadık!

Belki çocuktuk ama hala kulağımızda Faruk Ekin’den o en güzel ezgiler-marşlar, biz dünden razıyız;

“Dağ başlarında yuvalanmaya,

Kayalıklarda nişanlanmaya,

 Ölümümüze sevdalanmaya”!

Kim bilir belki de Adil Avaz’ın dediği gibi; Belki kopar kafamız, kollarımız kırılır ama o berrak kanımızla göğe İSLAM yazılır!

Sevgili genç kardeşim, sen tasalanma…

Niye tasalanasın ki?

Biz Allaha dayanıyor, her daim saye sarılıyoruz başka çıkar yolda bilmiyor-tanımıyoruz!

Unutma!

Artık kaldırımlar da çilekeş değil…

Hem bizi hangi kuvvet edecekmiş kahrına ram?

Ne hadde?

Çünkü

 “Te'sis-i İlahi o metin istihkâm”

Ve tabii

 “Duvarlarda yazılar, kalbimizde acılar varsa da” sadece; “Kalk ayağa dimdik doğrul ve sevin” !

Ölsek de sevin!

Eve dönsek de!

Bu tekerlek elbet kalmaz tümsekte…

“Yarın(lar) elbet bizim, elbet bizimdir
Gün doğmuş, gün batmış ebet bizimdir…”

 

Muhammed Safa Ulusoy

27-12-2015 21:54
Bu Yazıyla İlgili Yorumunuz ?

Okuyucu Yorumları
  • İsmail Tipi tarafından 2015-12-28 3:01:07 tarihinde yazıldı.
    Okurken duygulanmamak elde değil. Bugün özlenen gençliğe kavuşulan gündür. Selam olsun bu gençliğin mimarlarına.

Diğer Yazıları
HIZLI ARAMA


ANKET

Niğde Belediye Başkanı Kim Olsun

Tüm Anketleri Görmek ve Oy Kullanmak İçin Tıklayın

KONUK YAZARLAR
ENÇOK OKUNANLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU


NİĞDE