loading...

Cahildik Dünyanın Rengine Kandık
Tuğba Doğan
.

Öyle bir kandık ki, hayata ne için geldiğimizi, nasıl yaşamamız gerektiğini unuttuk. Yalandı, üç günlüktü bu dünya ama hiç gitmeyecekmişiz gibi aldandık. Zayıftık. Tercihlerimizde, emellerimizde, niyetlerimizde, nefsimizin cenderesinde boğulduk.

Bir tohum misali evvela serpildik dünya tarlasına. Yavaş yavaş büyümeye başladık. Filizlendik. Yağan her yağmur tanesi misali yavaş yavaş dünyanın derdi tasası da yağmaya başladı üzerimize. Büyüdük, olgunlaştık. Kimi zaman düşüncelere daldık çıkamadık içinden, kimi zaman çıkmazı olmayan yollarda kaybolduk. Dünyanın gözümüzü, gönlümüzü kör eden cazibesinden, yaşadığımız çağın kapitalist zihniyetinden, nefislerimizin, fikirlerimizin, kalplerimizin kirliliğinden göremedik yolun sonunu. Düşüncelerimiz o kadar kirliydi ki yaradılış gayemizi hatırda bile tutamadık. ’’Unuttuk. Unuttuğumuzu bile unuttuk.’’ Üç günlük dünya dediğimiz zaman diliminin iki gününü tükettik desek üçüncü gün yeni hesaplara koyulduk. Deyimi yerindeyse verdik yularımızı nefsimizin eline nereye çektiyse oraya koştuk. Para mı, kariyer mi, makam mevki mi, o an hangisine susadıysa nefsimiz o şey ilk gayemiz oldu ve karınca misali çalışmaya koyulduk. Hayırlısı olsun demeden yeter ki istediğim olsun da nasıl olursa olsun dedik ve orada kaybettik. Ne kadar da önemsedik, ne kadar da kıymetlendirdik. Sultan Süleyman’a bile bir karış kalmayan dünyadan sanki bir çöp götürebilecek gibi harcadık ömrümüzü.

 ‘’Burası dünya, ne çok kıymetlendirdik. Bir tarlaydı oysa, ekip, biçip, gidecektik.’’ demişti Zarif Adam, önemsemedik.

O tarladan nasıl biçileceğimizi hiç düşünmeden sadece dünya için fütürsuzca bir şeyler ektik.

Ve gün geldi ektiklerini bile biçemeden biçildi o tarladan kimileri. Sarsıldık. Anlık da olsa imtihan dünyasında olduğumuzun farkına vardık. Canımız yandı, aciz kaldık, ölümün de hayırlısı dedik.

Her şerde bir hayır mı vardı, yoksa o hayrın şerrini ısrarla isteyen bizler miydik ?

Dert bile denmeyecek bir dert (!) geldi başımıza günlerce karalar bağladık. Sanki Efendimiz (SAV)’e ve O’nun yoldaşlarına yapılan işkencelere maruz kaldık da görenimiz yok gibi sızlandık da sızlandık. Bir musibet geldi başımıza, hemen ‘’Ben ne günah işledim de bunlar geldi başıma.’’ diye hayıflanmaya başladık. O kadar acıya, ayrılığa sabreden yetim bir Peygamber (sav)’in ümmeti olduğumuzu unuttuk. Felaket saydık başımıza gelenleri. Haşa Efendimiz (sav) günahkar mıydı da onca şey geldi başına. İmtihandayız, kulluğumuz işte şimdi başlıyor diyip teslim olamadık çoğu kez. Her sıkıntıdan sonra bizi felaha kavuşturacak bir Rabbimiz vardı oysa ki. ‘’Gün batsa ne olur, geceyi onaran bir mimar vardır.’’ İnancı olmalıydı gönüllerimizde. Her zorluktan sonra bir kolaylık, her gecenin sonunda bir aydınlık vardı. Biz ise dünyanın rengine kandık.

*

Burada hemen bir not düşmek istiyorum. Geçtiğimiz günlerde tevafuken karşılaştığım bir video izledim.  Farklı bir bakış açısı, farklı bir kazanım elde ettim. Bu konuya değinmişken siz sevgili okurlarla da paylaşmak istedim.

Uzun yıllardır Siyer Araştırmaları Merkezi’nde gönül vermiş biri olarak çalışan ve yeni bir kitap çıkarma aşamasında olan genç yazar Sevgili Muhammed Fatih Üzün, çok güzel bir sohbet meclisi oluşturmuş yaradılış gayesinin bilincinde olan Arşın gölgesine talip gençlerle. Aslında her bir cümlesi için ayrı ayrı ehemmiyet taşıyan bir sohbetinde bahsettiğimiz konuyla alakalı şöyle anlatıyor ;

‘’Bizi dünyaya bağlayan ne varsa mal mı, para mı, eş dost mu alalım bir kağıt alt alta yazalım. Göreceğiz bir süre sonra ya bazısı elimizden kayacak, ya bazısını biz bırakacağız ya da devri geçecek ve elimizde kocaman bir hiç kalacak. Mesela son model bir telefon düşünün, büyük bir hevesle alırsınız bir süre sonra başka bir model çıkar ve sizin büyük bir hevesle aldığınız telefonun devri geçer, muhabbetiniz biter  aldığınız telefona. Muhabbet duyduğumuz diğer şeyler de öyledir. Elde edene kadar gecemizi gündüzümüze katar o şey için çabalarız, sonra bir bakmışız ansızın elimizden kayıp gitmiş ve elimizde kocaman bir hiç kalmıştır. Aynı bir rüya gibi… Bazen rüyamızda çok güzel nimetlere sahip oluyoruz sonra kalkıp nerede yahu diye arıyoruz onu. Kimi zaman da tam tersi çok kötü olaylar görüyoruz. Sevdiklerimizin öldüğünü, başlarına kötü bir şey geldiğini görüp ya hemen telefona sarılıyoruz saat kaç olursa olsun, ya da odaya koşuyoruz. Sonra bir bakıyoruz ‘’Elhamdülillah, rüyaymış.’’ deyip seviniyoruz. Dünya hayatı da aynen böyle. Ölüm meleği de bir gün gelip kapını çalacak ve ‘’Ey insan! Uyan dünya bir rüyaydı.’’ diyecek. O gün seni dünyaya bağlayan ne varsa evlat mı, eş mi, para mı, makam mı, mevki mi, hepsi bir rüyaymış hiçbiri benim değilmiş diyeceksin. Ya da tam tersi sana dünyada elem veren, keder veren, üzüntü veren hastalıklar mı, borçlar mı, dertler, tasalar mı her neyse hiçbiri geride kalmayacak. Elhamdülillah hepsi bir rüyaymış diyeceksin.’’

Evet kıymetli okurlar,

Hayat böyle… Bugün varsın, yarın bir bakmışsın toprak altındasın. Günlerce karalar bağlayıp sızlandığımız dertler tasalar mı yanımızda gelecek, yoksa hayırlısı bile demeden elde ettiğimiz kazançlar mı ? Hiçbiri elimizde kalmayacak.

Evvela serpildiğimiz dünya tarlasından biçilmeden, o tarlaya ahirete giderken götüreceğimiz bir şeyler ekmenin vakti geldi de geçmiyor mu sizce de ? 

15-02-2016 20:45
Bu Yazıyla İlgili Yorumunuz ?

Okuyucu Yorumları
  • behlül yasin tarafından 2016-03-28 15:55:00 tarihinde yazıldı.
    neyya

  • Tuğba Doğan tarafından 2016-02-17 16:03:52 tarihinde yazıldı.
    Eyvallah Teşekkür ederim hepinize sağolun

  • serkan kaplan tarafından 2016-02-16 9:26:50 tarihinde yazıldı.
    evet cahildik dünyanın rengine kandık.çok güzel ifade etmişsiniz kaleminize yüreğinize sağlık

  • Mehmet tarafından 2016-02-15 20:56:56 tarihinde yazıldı.
    Dostum çok güzel olmuş gerçekten :)

  • Dost tarafından 2016-02-15 20:56:23 tarihinde yazıldı.
    Kalemine Sağlık...

  • Güzel Yazı tarafından 2016-02-15 20:55:48 tarihinde yazıldı.
    Çok güzel bir yazı gerçekten.
    İçimize işledi.
    Allah razı olsun.

  • Elif tarafından 2016-02-15 20:54:39 tarihinde yazıldı.
    Kalemine sağlık dostum çok güzel yazı :)

Diğer Yazıları
HIZLI ARAMA


KONUK YAZARLAR
ENÇOK OKUNANLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU


NİĞDE