loading...

EMANi'YE İHANET
Tuğba Doğan
.
EMANi'YE İHANET 
 
 
"Şimdi içimizden birtakım beyinsizlerin işledikleri günah sebebiyle bizi helâk mı edeceksin? Bu, sırf senin bir imtihanındır. Onunla dilediğin kimseyi saptırırsın, dilediğini de doğruya iletirsin. Sen, bizim velimizsin. Artık bizi bağışla ve bize acı. Sen, bağışlayanların en hayırlısısın.” 
(Âraf Suresi 155. )
 
Heyhat! 
 
Aynı havayı soluduğumuz, aynı topraklarda yaşadığımız caniler, hainler, vicdansızlar yüzünden bağışlanma dilemeye yüzümüz var mı bilmiyorum ama Allah'ın rahmetine sığınmaktan başka bir çıkar yol bulamıyoruz. 
Günlerdir Türkiye gündeminde birinci sırada konuşulan siyasetçisinden sanatçısına, akademisyeninden bürokratına tutun da öğrencisinden emeklisine kadar herkesin fütursuzca klavye mücahitliği yaparak " Suriyeliler evine dönsün!" diye saldırdığı masumlar evine döndü. 
Evet, döndüler evlerine. Canlarına, namuslarına, ailelerine kıyılarak... Ciğeri beş para etmez, insanlıktan yoksun, adamlıktan nasibini almamış varlıkların savunmasız ve korumasız bir kadına ahlaksızca saldırmaları sonucu katledilerek...
 
Daha yirmisindeydi Emani. O gece canilerin elleri değmeseydi bedenine, sabahında ikinci yavrusunu kucağına alacaktı. Ömrünün en güzel zamanlarını geçirecekti belki de. 
 
Sakarya'da yaşanan kan dondurucu vahşi saldırının haberini kahvaltı masasında öğrendim o sabah. Duyduğumuz an bizi bile bu denli ürperten olayı yaşayan kardeşimizin ahvalini düşündükçe daha da dondu kanımız. Karnında ve yanında ayakları altına cenneti serecek iki yavrusu vardı. Hepsi savunmasız, hepsi korumasız... 
Haberin detaylarını ve yapılan yorumları, eleştirileri okudukça kinimiz, öfkemiz daha da arttı. Bu nasıl bir zihniyet, bu nasıl bir kalpsizliktir yahu. Hâlâ kadını eleştirenler, hâlâ oh olsun, ülkesinde olsa tecavüze uğramazdı diyenler var. Eleştirmek için bu kadar da batmayın be kardeşim. Suriye'de yıllardır yapılan zulüm topla, tüfekle, silahla olmuyor. Kafirin zulmünden, tacizinden, tecavüzünden kaçarak elinden ve dilinden emin olduğu, kardeş bildiği topraklara sığınmaya geldi bu insanlar. O baba, o eş, savaşamadığı için değil namusuna halel gelmesin diye bütün varlığını, işini, gücünü bırakıp da geldi. 
 
Siz, klavye başında "Suriyeliler evine dönsün, onların yeri mülteci kampıdır, sahiller, plajlar değil." diye naralar atıp, ağzınıza yuva yapmış yalanlarla siyaset kasarken o adam alın teri ile parasını kazanmaya gitmişti. Siz, sahnelerden boy gösterisi yaparak kazandığınız milyon dolarlık evlerinizde bir yandan keyif kahvenizi yudumlayıp bir yandan da "Suriyeliler evine dönsün. Hırsızlık, gasp, bıçaklama haberlerinden bıktık." diye provokasyon yaparken gençliğinin baharında masum bir kadın, sizin kanı pis soydaşlarınız tarafından önce ahlaksızca tecavüze uğrayıp sonra vahşice öldürüldü. 
O kadının namusunu bu topraklarda sizin hırsız vatandaşınız çaldı. O kadının ve iki meleğinin canını bu topraklarda yaşayan vicdansızlar gasp etti. Hem de insafsızca, hem de hiç acımadan. 
Peki şimdi yıllardır onlara kendi topraklarında zulmeden kafirlerden ne farkı kaldı bunların ?
 
Hadi şimdi de klavye başına geçip insan haklarını, kadın haklarını savunun. Hadi şimdi de ırkçılık yapıp Suriyelileri kendi nezdinizde yerin dibine sokup, Türkleri göğe çıkarın. 
 
Sadece lafa geldiği zaman mangalda kül bırakmayıp, "Dinimizde savaştan kaçmak yok, kanının son damlasına kadar savaşmalıydı." diyenler 15 Temmuz gecesi kaçacak delik ararken bizler o muhacir kardeşlerimizle sabaha kadar omuz omuza meydanlardaydık. 
Siz, "Sabah olsun da durumun seyrine göre tarafımızı belli ederiz." telaşındayken binlerce muhacir Türkiye felaha kavuşsun diye dualar etti.
Bu topraklara zerre kadar faydası dokunmamış, dilinde hayırdan çok şer olanlar bugün kalkıp "Türkiye bizimdir, Suriyeliler evine gitsin." diye zırlamasın yok yere. 
 
Bu ülke sizin gibi vicdansızlara, ahlaksızlara, nankörlere rağmen hala ayakta durabiliyorsa mazlumların duası sayesindedir.
 
Mekkeli muhacirlere gözünü kırpmadan kucak açan, hiçbir fedakarlığı yapmaktan çekinmeyen, sofrasındaki son lokmayı, cebindeki son akçeyi paylaşan Medineli ensardan, bırakın Müslüman olmayı, Hristiyanından Yahudisine, Arabından, Kürdüne, Lazından Çerkezine her zaman yüreğini ve kapısını sonuna kadar açan Osmanlıdan, islamın göklere çıktığı, vefanın, kardeşliğin, hoşgörünün, sevginin, saygının hat safhaya ulaştığı topraklarda şimdi cehalet, kin, nefret, kanı bozukluk hüküm sürüyor. 
 
Sizin de, paranızın da, topraklarınızın da sahibi Allah bakın ne diyor yüce kitabında; 
 
"Daha önceden Medine'yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine göç edip gelenleri severler ve onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık hissetmezler. Kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir." (Haşr Suresi 9)
 
Mazlumun umuduyduk biz. Sığınacak limanı, çalacak kapısıydık. Ne haddimize ki birbirimize şifayken, birbirimize çareyken ve ezelden beri kardeşken böyle kalleş, böyle kansız olduk. 
Ve hal böyleyken bile kızını gencecik yaşında toprağa gönderen acılı babanın yüreği yanarken vakur duruşundan ödün vermemesi, "Türkiye bizim için kardeşliği ve muhabbeti simgeliyor. Bu olay tüm Türkiye'ye mal edilmemeli." diyerek emanetine ihanet edenlere metanetli bir duruş sergilemesi, karşısında mahcup olmamız için fazlasıyla yetiyor. 
 
Bu utanç, bu mahcubiyet hepimize yeter.
 
Allah yüreği yangın yeri olan ailenin gönlüne sekinet versin.
 
Cân kardeşimiz Emani ve iki meleğinin ruhuna El-Fatiha.
12-07-2017 18:46
Bu Yazıyla İlgili Yorumunuz ?

Okuyucu Yorumları
Diğer Yazıları
HIZLI ARAMA


ANKET

Niğde Belediye Başkanı Kim Olsun

Tüm Anketleri Görmek ve Oy Kullanmak İçin Tıklayın

KONUK YAZARLAR
ENÇOK OKUNANLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU


NİĞDE