loading...

Fazla Tevazu Kibrin Göstergesi Mi?
Muhammed Safa Ulusoy
.

 

Tevazu insanlarla birebir etkileşimde kesinlikle ihmal edilmemesi gereken, sınırları itina ile korunması gereken bir değerdir. Aslında tevazu öz itibariyle bazı insânî değerlerle bağdaştırıldığında hiç şüphesiz ki; empati, saygı, hoşgörü, sevme ve sevilme bu listenin ilk sıralarında yer alır. İnsan olduğumuz, hayvanlardan bir farkımızın oluşu bu değerlerle kâimdir o yüzdendir ki bir Müslümanın her daim orta yolu izlemesi ve itidalli olmasının haklı gerekçesi tevazu hususunda da kendisini açıkça gösteriyor.

Her şeyin fazlası zarardır, azı da zarar, çoğu da zarar, bize lazım olan gerektiği kadar!

İnsan bir iltifata tâbî olduğunda memnun olur, fazla iltifat ile birlikte artık sıkılmaya, utanmaya ve kızarmaya başlar, Muhammedi bir ahlak ile tevazu gösterir lakin her daim övgü almak, tevazuda samimiyet eksikliğiyle beraber kalbi ateşli hastalıklara râm eder. Salt olarak ikrarda kalan bir tevazu insanı kibre sürükler insan ise kibrin, iblisi şeytan yapan bir duygu olduğunu unutarak, kibre kapıldığını hissetmeden katılaşan bir kalp ile ömrünü törpülemeye devam eder. İnsan hiçbir zaman kendisini hesaba çekmekten geri durmamalıdır, aksi takdirde kendinde hiçbir eksiklik ve sorun bulamayacaktır, öyle zannedecektir akabinde kibre kapılmaya mahkum olacaktır. Her şeyin selamların, kelamların, gülücüklerin sahte ve yapmacık olduğu kişilik zafiyetiyle dolu yaşam tarzları tevazuyu da es geçmeyip göstermelik, basmakalıp ifadelere indirgemeyi ihmal etmiyorlar… Ama onlar şunu bilmiyorlar;

İnsan mutlaka ziyandadır!

Artık insan bir süre sonra “ Ne kadar mütevazi” desinler diye “Estağfurullah” demeye başlıyor ve fazla tevazu mevzusu da burada patlak veriyor. Her iltifatta çokça tevazu sözleri sarf ederek paranormal bir şekilde “ Vay be! Ne mütevazi adam..” sözünü duymayı bekliyor. Asıl olay şudur ki; bu bir kalp hastalığıdır çoğumuz zannediyoruz ki kibirli olmak için açık açık kendini övmek ve kasıla kasıla yürümek gerekiyor…

Hayır!

Öyle olsa herkes bir şekilde hatasını görür ve düzeltmeye çalışırdı. Bu durumlarda insan kibirlendiğini bilemiyor, hissedemiyor göz görüyor ama kalp sarmaşık gibi kendini saran nefisle uğraşmaktan sağını solunu göremiyor. Kibir sinsidir, kalp hastalıkları sinsidir hiçbir şey belli etmeden yer eder insanın gönlüne, sen hiç değişmediğini, paranın pulun, makamın, mevkînin seni değiştirmediğini zannedersin ama değişmeyen tek şey suratındır o da evvelki nurundan yoksun bir şekilde yıkanmayı bekler. İçi boşaltılmış, dudak hareketlerine hapsedilmiş bir tevazu her alanda olduğu gibi sadece sözde kalıp insanın enaniyetine enaniyet katmaktan başka hiçbir şey yapmıyor!

Beşer şaşar.

İnsan olmamız hasebiyle hataya, yanlışa ve günaha meylederiz; tevbe eder, affa sığınır, mağfiret dileriz… Rahmanın yardımıyla her zorluğu aşar ve onun izniyle geçeriz… Teslimiyetimiz, dönüşümüz, duamız yalnız onadır.

Allahın yardımı olmasa ne gömlek yırtılırdı arkadan, ne de ayet taşardı Hira’dan…

 

?

İnsan üç kişiye küçük düşmekten korkar da, mahşeri kalabalıkta vereceği hesaptan korkmaz mı?

!

Dudaklar arasına hapsolmuş, dil ile ikrarı geçememiş, kalplere temas etmemiş hiçbir iş, uğraş ve eylem hakkıyla muzaffer olamaz!

Öyle dudak büküp hor gözle bakma, bırak küçük dağlar yerinde dursun…

Tevazunun cihanşümul bir değer olması temennisiyle…

Muhammed Safa Ulusoy

24-01-2016 13:14
Bu Yazıyla İlgili Yorumunuz ?

Okuyucu Yorumları
  • Burak yildirim tarafından 2016-01-25 1:44:01 tarihinde yazıldı.
    Cok aciklayici ve aydinlatici bi yazi okudukca kendinizden cok pay cikariyor insan ve kendisine biraz daha rahat olmasi gerektigni anliyor(kendi acimdan)

Diğer Yazıları
HIZLI ARAMA


ANKET

Niğde Belediye Başkanı Kim Olsun

Tüm Anketleri Görmek ve Oy Kullanmak İçin Tıklayın

KONUK YAZARLAR
ENÇOK OKUNANLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU


NİĞDE