loading...

HIDIRELLEZ VE 1 MAYIS
Nizamettin Yıldız
.

Bayramların hayatımızda önemli bir yeri vardır. O günler büyük bir kaynaşma ve barışma ortamını sağlar. Uzun aradır görüşmeyen akrabalar ve dostlar bayramlarda bir araya gelirler. Birlikte olmanın coşkusunu yaşarlar.

Yüzlerce yıllık geçmişe sahip bazı bayramlarımıza gereken değeri vermediğimiz gibi geçmişte toplum hayatımızda fazla karşılığı olmayan bazı günleri de bayram kabul edip tatil günü yapmışız. Örneğin; “Nevruz Bayramı”; Orta Asya’dan, Orta Doğu’ya ve Balkanlara kadar yüzlerce yıldır kutlanan milletimizin gerçek bayramlarından biridir. Ama ülkemizde bu bayrama yıllar boyu gereken ilgi ve değer verilmemiş hatta bir Zerdüşt veya Mecusi (Ateşe tapınma) bayramı olduğu iddia edilerek yanlış bilgiler verilmiş ve toplumda olumsuz bir algı oluşmuştur. Bu durum “Nevruz Bayramı”’nın bazı çevrelerce başka amaçlarla kullanılmasına ve istismar edilmesine neden olmuştur. Hele ki son yıllarda “Nevruz”a bakış açısı değişmiş, devlet ve aydınlarımızca gereken önem verilerek bayram olarak kutlanmaya başlanmıştır.

Bu yazıda “Hıdırellez” ve “1 Mayıs” üzerinde durmak istiyoruz.

                6 Mayıs günü kutladığımız “Hıdırellez Bayramı”na gerek Osmanlılar, gerekse Selçuklular zamanında büyük önem verilmiş, bu günü toplum olarak sevinç ve mutluluk içinde kutlamışlardır. Hatta bazıları bu bayramın Müslümanlık öncesine de dayanarak binlerce yıllık geçmişi olduğunu söylemişlerdir. Günümüzde ise bu bayram maalesef belli bir çevrenin kutladığı ve bazı yanlış inanç ve anlayışların da yer aldığı bir bayram konumuna düşmüştür.

                “Hıdırellez”; Hızır ile İlyas isimlerinin halk arasında söyleniş şeklidir. Hızır ve İlyas (a.s)’ın senede bir gün ki 6 Mayıs günü bir araya geldiklerine inanılır ve bu günün gereği olarak insanlar kırlara, mesire yerlerine, akarsu başlarına vb. giderek Hızır’dan bir işaret ve beklenti içine girerek farklı duygular yaşarlar.

                Kur’an-ı Kerim’de Hızır (a.s) ismi açık bir şekilde geçmez. Kehf  suresinde, “Allah’ın rahmet verdiği ve ilim öğrettiği bir kişi” olarak geçer ve Hz. Musa ile yolculuğu anlatılır. Peygamberimizin bazı sözlerinde de Hızır kavramı geçer. Buhari’de geçen bir hadiste Peygamberimiz:”Hızır’a, Hızır denilmesinin sebebi şudur; Hızır otsuz kuru bir yere oturduğu zaman ansızın o otsuz yer Hızır’ın arkasından yeşillenip dalgalanırdı.” buyurmuştur. Bazı İslam bilginlerine göre Hızır (a.s) bir peygamberdir. Bazılarına göre ise peygamber değil Allah’ın velisidir.”Senden önce de hiçbir insana ölümsüzlük vermedik. Şimdi sen ölürsen onlar ebedi mi kalacaklar?”( Enbiya suresi,34) ayetinden yola çıkarak bazı İslam bilginlerine göre Hızır ölmüştür. Şu anda yaşamıyor. İmam-ı Rabbani, Bediüzzaman Said Nursi ve diğer bazı alimlere göre ise farklı bir hayat şekli olarak yaşıyor zorda kalan iyi insanlara yardım etmeye devam ediyor. Bu yaşama, tabiî ki insanların yaşaması gibi bir şey değil. Nasıl ki şehitler için Kur’an’da: “Allah yolunda öldürülenlere, “ölüler” demeyin. Onlar diridirler fakat siz farkında değilsiniz.” Deniliyor. Yani şehitlerin yaşadığı belirtiliyor. Hızır, İlyas, İdris ve İsa(a.s) için de farklı bir yaşama söz konusu.

                Şehir hayatının, bizi beton yığınları arasına hapsettiği ve bunalttığı günümüzde “Hıdırellez Bayramı”nın önemli olduğunu, toplum olarak gereken değeri vermemiz gerektiğini ve devletin de o günü, tatil günü yapması gerektiğini düşünüyorum. Bir bahar günü, ailemiz, akrabalarımız, arkadaşlarımız ve komşularımız vb. ile kırlara gitsek, yesek içsek, çocuklar çeşitli oyunlar oynasa, büyükler anılarını tazelese, samimi duygularla birbirleriyle sohbet etseler kötü mü olur?

                1 Mayıs’a gelince: Ülkemizde 12 Eylül 1980 öncesine kadar tatil günüydü ve “Bahar Bayramı” olarak kutlanıyordu. Çıkan olaylardan olsa gerek 12 Eylül sonrasında bayram olmaktan çıkarıldı.  2009 yılından itibaren tekrar tatil günü ilan edildi ve “Emek Ve Dayanışma Günü” olarak kutlanmaya başlandı. Dünya ülkeleri arasında genel olarak 1 Mayıs’ın, yüzyıllık bir geçmişi vardır. Özellikle Avrupa’da “sanayi devrimi” ile birlikte gelen işçi sorunları sonucunda ortaya çıkmış. Günlük 12 saat çalışma, düşük ücret ve zor şartlar altında çalışmak durumunda olan işçiler büyük kitleler halinde yürüyüşler ve gösteriler yaparak hak arama mücadelesi başlatmışlar ve günlük 8 saat çalışma gibi bazı haklara kavuşmuşlardır. Bu gösterilerde birçok insan hayatını kaybetmiştir. Avrupa ülkeleri ve böyle bir süreci yaşayan diğer ülke ve toplumlar için 1 Mayıs önemli olabilir ve bayram olarak kutlanması normaldir. Ülkemiz içinse yukarıda belirtilen bir süreç yaşanmadığı için toplumda fazla bir karşılığının olmadığını düşünüyorum. Zaten her yıl 1 Mayıs’ta ülkemiz ve insanlarımız için adeta bir kabus yaşanıyor, cadde ve sokaklarımız bir savaş alanına dönüyor, insanlarımız ölüyor, yaralanıyor, maddi ve manevi kayıplar yaşıyoruz.

                Bayram günleri; hoşgörünün, sevinçlerin, mutlulukların yaşandığı günlerdir. Devlet yönetiminden herhangi bir baskı olmadan; doğal olarak toplumdan kabul gördüğü ve kutlandığı günler olmalıdır. Acının ve stresin yaşandığı veya olumsuz durumların yaşanmasına sebebiyet verecek günler bayram olamaz ve olmamalıdır.

                                                            NİZAMETTİN YILDIZ

26-04-2016 10:24
Bu Yazıyla İlgili Yorumunuz ?

Okuyucu Yorumları
Diğer Yazıları
HIZLI ARAMA


KONUK YAZARLAR
ENÇOK OKUNANLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU


NİĞDE