loading...

Kimliksiz
Abdullah Güven
.

Kimlik, toplumsal bir varlık olarak insana özgü olan belirtiler, nitelikler ve özelliklerle, bir kimsenin belirli bir kimse olmasını sağlayan koşulların, onun kişiliğine ilişkin özelliklerin tümü olarak, bir insanın kim olduğu gösterir.

 Kimliksiz bir insanda bunları görmek imkânsızdır. Ne kendine özgü bir niteliği ne bir kişiliği ne de içinde bulunduğu toplumun dil, din, bilgi ve kültürünü içinde barındırır.

Halbuki kimlik, yaşadığı coğrafya, adet gelenek ve göreneklerini; içinde bulunduğu toplumun kültürü, ahlakı ve tarihini; bilgi birikimi, dil ve dinini kapsayan geniş bir kavramdır.

Kimliksiz olmak bütün bu sayılan değerlerden uzak, karaktersiz, şahsiyetsiz ve kişiliksiz olmak ile eşdeğer olmakla beraber çok kimlikli olmanın bir diğer şeklidir.Çok kimlikli olmak ise, hangi kimliğinin asıl kimliği olduğunu bilmeyen, bulunduğu her şart ver duruma uyum sağlayabilen, her şekle girebilen virüs olmak gibidir.

Çok kimlikli olarak tanınan kimliksiz yaratıklar, her gittikleri yerde farklı bir şekil, farklı bir yüz, farklı bir söylem ile insanlara sinsice yaklaşmış, içlerinde gizlenmiş aynı zamanda onları gizlemişlerdir. İblisin misyonunu yüklenen bir şeytanlık abidesi olarak en üst mevkilere gelmeyi "hizmet" olarak benimsemişlerdir.

Olduğundan farklı gözükme ya da gizlenme olarak bilinen bir kavram olan takiyeyi, kimlik olarak kullanmışlar. Zamanla girdikleri rolleri benimsemiş ve gizledikleri kişiliklerini unutmuşlardır. Şahsiyetsiz, şerefsiz ve karaktersiz bir güruh olarak ne yaptığının farkında dahi olmadan, yeryüzünde şeytanın sadık birer askeri gibi çalışmışlardır.

Bir duruşu, bir çizgisi olmadan yıllarca takiye kisvesinde kendini tanımlayanlar,  yıllar sonra asıl kimliklerini unutmuşlardır. O kadar çok yüz değiştirmiş, o kadar çok kılığa girmişlerdir ki; zamanla girdikleri rolleri kanıksamış, düştükleri durumun farkına bile varamamışlardır. Gizli kimliklerinin onları hâkimiyeti altına aldığını ve onları kullandığını görememiş, bizatihi hizmetçisi olmuşlardır.

Ne bir dini ne de bir vatanı olan; gücün esiri olmuş, her şeyi yönetme hırsı ile içindeki ilahlık duygusunun yularını iblise vermiş; amacına ulaşmada her yolu mubah sayan arivist bir kişilik; masonvari bir yapı ve bir hiçlik ordusu olarak, meydana çıkacaklarını hiç düşünmemişlerdir.

Halbuki; insanı insan yapan ne gücü ne nüfuzu ne de mevkisidir. İnsanı insan yapan onun şahsiyeti, karakteri ve kim olduğunu gösteren erdemleridir. Yani kimliğidir. Kim olduğun aynadaki şeklin değil; seni sen yapan değerlerindir.

Sen kim olduğunu bilmezsen, seni kimin kullandığının hiçbir önemi yoktur. A.G.

08-08-2016 20:37
Bu Yazıyla İlgili Yorumunuz ?

Okuyucu Yorumları
  • ibrahim güven tarafından 2016-11-03 22:55:03 tarihinde yazıldı.
    HOCAM KISACA FETÖCÜLERİ ANLATMIŞSIN...

Diğer Yazıları
HIZLI ARAMA


MAKALELER YAZARLAR
KONUK YAZARLAR
ENÇOK OKUNANLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU


NİĞDE