ÖZLENEN BEYAZ BEREKET
Muharrem ÇİFCİBAŞI
.

Her mevsimin kendine has, seyrine doyum olmayan güzellikleri vardır. Bu güzellik insanın düşünce dünyasına göre değişiklik gösterse de çoğunluk mevsimlerin güzellikleri konusunda aynı görüşü paylaşır. Güzelliklerini ortaya serdiğinde kartpostallık manzaralardan söz ettiren mevsim kıştır. Her yanı kaplayan beyaz örtü bütün kirleri, çirkinlikleri beyaz masumiyeti ile kaplarken, gelecek kışa kadar bütün canlıların su ihtiyacını karşılayacak bereketini de ayrım yapmadan yeryüzüne serperek sırasını bahara bırakarak aramızdan ayrılır.

Son yıllarda kara kışa çok hasret kaldık. Öğrencilik yıllarımızdan hatırlarız Niğde’ye Cumhuriyet Bayramı’nda merhaba diyen kar yağışları neredeyse 19 Mayıs Bayramında elveda derdi. Şimdilerde şöyle lapa lapa bir kar yağsa da altında sırılsıklam ıslanıncaya kadar yürüsek dilekleri yükseliyor dua ile göklere. Lapa lapa karın ardından açan güneşin karlar üzerindeki göz kamaştırıcı parıltıları arasında bir sucuklu mangal ne gider ama…

Ne yazık ki son yıllarda uzun aralarla yağan beş santimlik karı “Beyaz Kâbus”, “BeyazÇile”, “Beyaz Felaket” olarak topluma yansıtan medyanın, karlı berekete yaklaşımı da manidar. Yazın kuraklık tellallığı yapanlar, kışın da felaket tellallığı yapar ve nimetlere karşı düşünce dünyalarını ortaya koyarak, İlahi seyirlere muhalif tavırlarını göstererek güzelim mevsimlerinin yaşanılası doğallıklarını da yaşanmaz hale getirirler.

Şehirlerde yaşayanlar günümüzde kış mevsimini televizyon başında kış görüntüleri izleyerek geçiriyor. Şehirlerimiz böyle kalabalık değilken ve kırsal hayata teknoloji bu kadar egemen olmamışken, her şeyde olduğu gibi kışın da hayat tabii, zevkli ve canlı yaşanırdı.

Deneyim sahibi bölge halkı kışın zor durumda kalmamak için en kötü kış şartlarına göre gerekli hazırlıklarını yapar. Sadece kendileri için değil, can yoldaşları, ekmek kapıları hayvanları için de her tür tedbiri alırlardı. Bereketi ile başlayan yoğun kar yağışları bütün mevsim boyunca sürer, tabir caiz ise insanlar kafalarını evlerinden çıkaramadıkları günleri yaşarlardı. Bu durumdan hiç şikâyetleri olmaz, aksine bu beyaz bereket için yüce yaratıcıya kış aylarında daha fazla şükrederlerdi.

Kış mevsiminin zor, bir o kadar da eğlenceli yanı üzerinde çatısı olmayan dam diye tabir edilen evlerin karlarını temizlemekti. Evlerin damı akmasın telaşı ile ellerinde kürüt ile damlara çıkan komşular, bir taraftan karları temizler bir taraftan da birbirlerine laf yetiştirirlerdi. Eskiden o kadar çok kar yağardı ki, damlardan atılan karlar dar sokakları kapatır, yürümek güçleşirdi.

Kar ve buz nedeni ile lodos esmediği sürece Niğde’nin güneş görmeyen kuzeye düşen belli sokaklarında rahat yürümek içi baharı beklemek gerekirdi. Bazı dönemlerde ise kar temizleme işi belediyenin yegâne görevi haline gelirdi.

Kar getirdiği bereketin yanı sıra, oyun ve eğlencelerin yaşanmasına, hoşça vakit geçirilmesine vesile olurdu. Özellikle yarıyıl tatilinde çocuklar kendi imalatları olan kızaklar ile Bekir Ballı Yokuşu, Perşembe Pazarı Rampası, Dört Ayak Sokak, Vali Konağı Caddesi gibi eğimli buldukları her yerde, karda kayma yarışları yaparlardı. Hatta akşam karanlığından faydalanan orta yaş grubu da çocukluk günlerine dönerdi.

Kış süresince erimeyen buzlar üzerinde topaç çevirme yarışları yapılır. Hızını alamayan çocuklar rengârenk topaçlarını çarpıştırarak sağlamlık testi bile yaparlardı. Değişik tiplerde yapılan kardan adamlar, mahallenin kültürel rengini yansıtır. Hinlik olsun diye içerisine taş konularak oynanan kartopu savaşlarının sonunda bazen kavgada çıkabilirdi. Tatil döneminde sabahtan akşama kadar karla iç içe yaşayan çocuklara soğuk vız gelir, ne hikmetse hiçte hastalanmazlardı. Üstelik ne üzerlerinde kabanları ne ayaklarında botları vardı. Sıcak yürekleri, samimi arkadaşlıkları ve doğal oyuncakları vardı.

O, bereketli kış gecelerinde insanları esir alan, aile düzenini sarsan televizyon dizileri yoktu. Uzun kış gecelerinde komşu ziyaretleri olur, yaşanmış hikâyeler, paylaşılan anılar, masallar ve fıkralar gırla giderdi. Sıcak sobanın üzerinde pişen kestane ziyafetleri çekilirken nefis çaylar içilir, vaktin nasıl geçtiğinin farkına varılmazdı. Hele bir de Ramazan Ayı kışa denk gelmişse sahura kadar sohbetler bitmez, sıcak dostlukların samimi ortamında kurulan küçük, sevimli, mesaj verici oyunlar uzar giderdi.

Babam anlatırdı, köylerde çoğu evde soba bile bulunmaz insanlarımız kürsü adı verilen, içerisine ateş doldurulmuş ocağın üzerine konulan çullarla örtülü masa benzeri yerlerde uzun kış günlerini geçirirlermiş. O kürsünün etrafına dizilen aile, bütün fertleri ile birlikte olmanın ve her şeyi birlikte paylaşmanın tadını, yokluktan hâsıl olan hiçbir sıkıntı bozamazmış.  Kış şartları onları her alanda zorlardı ama onları mutlu yaşamaktan alı koyamazdı. Bugünün her ihtiyacını karşılayan ve aynı evin içerisinde birbirinden çok uzak yaşayan aile fertlerine inat, tezekle ısınan basit bir kürsünün etrafında bitmeyen huzur kahkahaları kış boyu sürer giderdi.

İçinde bulunduğumuz yılın kışında henüz kar gördük sayılmaz. Diyorum ki aralıksız bir hafta kar yağsa; Kayardı Bağları, Amas Bahçeleri, Kent Ormanı Melendiz, İtulumaz ve Aladağlar beyaz yorganla kaplansa da seyrine doyulmaz güzelliklerin içine dalsak. Niğdeli fotoğrafçılar da bu güzellikleri, ağustos ayının sıcağında bakabilmemiz için deklanşöre bassalar.

Yazımı yazarken kar Başkent Ankara’ya bereket getirmeye başlamıştı. Umudum o ki yazımız yayınlandığında da Niğde’miz de beyaz bereketle buluşur ve yaz mevsimine bolluk getirir. Bizde her biri farklı, ilginç ve birbirine hiç çarpmadan kendi rotasını takip ederek toprakla buluşan kar kristallerini izlerken yüce yaratıcının varlığına şükrümüzü sunmaya devam etsek.

 

Muharrem ÇİFCİBAŞI

15-01-2021 13:14
Bu Yazıyla İlgili Yorumunuz ?

Okuyucu Yorumları
Diğer Yazıları
HIZLI ARAMA


ANKET

Niğde'nin En Büyük Sorunu ne?

Tüm Anketleri Görmek ve Oy Kullanmak İçin Tıklayın

KONUK YAZARLAR
ENÇOK OKUNANLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU


NİĞDE