Sevap Bulaşıcıdır
Muhammed Safa Ulusoy
.
Görünene aykırı bir başlık okuduktan sonra yazımızı okumaya biraz ön yargıyla başlayabilirsiniz. İste biz bu yazıda sevabında bulaşıcı olduğunu kanıtlamaya yada göstermeye çalışacağız. Önce herkesin bilegeldiği bir varsayım ile başlayalım…
 
Evet haram bulaşıcıdır. Biz bir günah işlediğimizde şahsi olarak yanında bir rahatlık, olabilirlik, herkes yapıyorluk ve zincirleme bir haram-günah döngüsünede göz yumup razı oluyoruz, isteyerek veya istemeyerek, bilerek veya bilmeyerek. Birde şahsi günahların toplumsal alana etki eden sonuçları gözardı edilmemelidir. Çünkü bir günah girdimi gönle çok iyi biliyoruz ki beraberinde abisini, ablasını, anasını, babasını, yedi ceddini de getiriyor. Sonuç olarak şahsi anlamda sorumlu olduğumuzu sandığımız haramların toplumu özendireceğini, rahatlık duygusunun bir veba salginı gibi toplumun büyük bir kısmını sarmalayacağını bilmeliyiz.
 
Dinimizde kötü bir çığır açana da bunun günahı ile, bununla amel edenlerin günahı verilir, o kötü yolda gidenlerin günahlarından da hiç bir şey eksilmez (Müslim)
 
Diyebilirsiniz ki “Bu hadis-i şerifin konumuz ile ne alakası var?” Yada “Günümüz de yapılan-işlenen günahları ilk olarak biz mi işliyoruz?”
Hayır
Bizden önce binlerce belki de milyonlarca insan aynı günahı işlemiştir, lâkin şöyle düşünmeliyiz; içki içilmeyen bir mahallede içki içerek; hassasiyeti, çekinmeyi, utanmayı, sıkılmayı, günahtan kaçınmayı meze edersek soframıza hadis-i şerife layığıyla uyum sağlamış oluruz! Bu tehlikenin dikkatimizi celb etmesi zaruridir.
 
Derin bir nefes alın şimdi sevabı nasıl bulaştırırız biraz da onu konuşalım.
 
Biliyoruz ki haram bulaşıcıdır. Karanlık bunu çok güzel-etkili bir biçimde kullanıyor, karanlığı gittiği her yere götürüyor. Ama şunu daha iyi biliyoruz ki aydınlık karanlığa galip gelecektir! 1400 yıl önce 40 kişiyle arap yarım adasının karanlığını yaranlar gibi kapkara bir mahalleye damdan düşercesine göstereceğiz aydınlığı. Günümüz aydın, gecemiz aydın, hanemiz aydın, taşramız aydın olacak! Fikrimiz de de zikrimiz de de aydın kalacağız. Düşünceyle bile sevap defterimize atarken imzamızı, düsturumuz olmalı “NE MUTLU KARANLIKLARDAN AYDINLIKLARA ÇIKANLARA” sözü.
Gittiğimiz heryere bir salgın gibi bulaştırmalıyız iyiliği, güzelliği, aydınlığı. Yine bir mahalleden yola çıkarsak; ziyadesiyle fazla kurulmuş okey masaları, mahallenin tenha köşelerinde içki şişeleri, boş kovanlar, ağız dolusu yalanlar, küfürler, kapkaç, hırsızlık, dolandırıcılık vs. vs. vs. Bütünüyle karanlık…. Her günü gece, her günü leyla…
İşte böyle bir mahallede ayın ondördü gibi parlayacağız! Sevabı, iyiliği, aydınlığı bulaştıracağız her köşeye, her masaya, her şişeye, her kovana, her yalana, dolana, sahtekarlığa ve hırsızlığa kısaca karanlığa.
 
Tamamen icraat ile donatacağımız ahlak ile yapacağız bunu.
 
Aydığınlığın varisi kalarak,
Kuranın hadimi,
Peygamberin hamisi,
Fecrin sadisi olarak yapacağız bunu…
 
Herkes kendi kapısının önünü süpürecek, bizde zibillere kürek tutarak arzın en derin dehlizlerine gömeceğiz karanlığı ve hizmetkarlarını.
 
Ve yine bir hadis eşiğine dayayacağız gönlümüzü;
 
“Dinimizde iyi bir çığır açana bunun sevabı ile bununla amel edenlerin sevabı verilir, o çığırda, o yolda gidenlerin sevabından da hiç bir şey eksilmez. (Müslim)
 
Günah işleyenlere inat; sevap
Koğuculuk (nemime) yapanlara inat; birleştiricilik, bütünleştiricilik politikasını izleyerek aydınlatacağız etrafımızı da, eşrafımızı da…
 
Ve bizler inandıkça aydınlığa, eğecek boynunu karanlık, eğecek boynunu belamlık, terk-i diyar edecek karanlık.
 
Eğilince başlar, dirilir karanlığa sataşan şahit bakışlar…
 
 
 
Muhammed Safa Ulusoy
01-04-2016 11:01
Bu Yazıyla İlgili Yorumunuz ?

Okuyucu Yorumları
Diğer Yazıları
HIZLI ARAMA


KONUK YAZARLAR
ENÇOK OKUNANLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU


NİĞDE