loading...

Şura.bölüm.8
Hayrani Can
.

8.      Bölüm 

Kış yüzünü göstereli bir ay olmuştu. Kar diz boyuna ulaşıyor dışarı çıkarmıyordu insanları. Üstüne üstlük hâlâ yağıyordu lapa lapa. Saçaklardan sarkıyor bir bir düşüyordu yere buz tutmuş sular. Halil dışarıyı seyrediyor beklediği cevap bir türlü gelmiyordu. Belki de gelmişti ama Halil’in haberi yoktu. İsmail yatağından doğruldu dışarıya bakmak için pencereye yönelince gözlerine inanamadı. Daha dün gece hiçbir şey yoktu. ‘Rabbim sana hamdolsun’ diyerek şükrünü eda etti. Aşağıda Halil yukarıda İsmail birbirinden habersizce dolanıp duruyorlardı. Zil çaldı gelen Mustafa’ydı. Kapıya her ikisi de koşmuş birbirini görünce şaşırmışlardı sonra gülerek kapıyı açtı Halil.

-          Selamun aleykum ağaç oldum dondum dışarıda neredesin abi ya.

Mustafa mimar olacaktı. Son sınıfta tek dersi kalmış bu dönem bitiyordu işte. İşi hazırdı babası mimar kendi de mimar olunca beraberce çalışacaklardı artık. Halil, Mustafa’nın paltosunu almış vestiyere asarken

-       Aleykum selam hoş geldin abim. İsmail Abimi karşımda görünce şaşırdım. Birbirimizden habersiz gelmişiz eve de o yüzden.

-          Ne diyeyim, sizi âşıklar meclisinin üyeleri vallahi donuyordum dışarıda. Aşık olmayı verin birbirinize canım

İsmail içeride kahvaltı hazırlıyor konuşulanları da gülerek dinliyordu. ‘Halilime nasıl aşık olmam, o billur sesi duyduktan sonradır aşığım ben ona yüreğine’ kendi kendine söylenirken çay taşmaya gelmiş ancak haberdar olmuştu. Altını kapattı ve sofrayı içeriye götürerek

-          Hoş geldin can dost nasılsın bakalım. Halil ile ben ezelden tanışırız sen bilmez misin gafil.

-          Bilmez olur muyum Abi. İnan çok kıskanıyorum Halil’i, benim sesimde güzeldir ona göre.

Bu sabah şen şakrak olmuştu ev. Halil’in üzüntüsü bir nebze de olsa gitmiş ama hâlâ içinde burukluk vardı. ‘Acaba cevap verdi mi?’ diye kaç soru sormuştu içine. Yüzündeki mimikler değişti, soldu. İsmail fark edince bu durumu;

-          Al işte gördün mü soldurdun yüzünü. Ulan sen konuşursun ki gafil.

Gafil demeyi Mustafa da sevmişti belki de. Tek Mustafa’ya söylüyordu.

Halil uzaklara dalmış gitmişti. Eski günleri yâd ediyordu içinde. Sessiz masum bir o kadar da sevimliydi. Dudaklarından dökülenlere hâkim olamadı bir an:

Gözleriniz akrep ile yelkovan
Zamanı durduran bir Şiir!

Sizi ilk gördüğüm gündü
Hani göz göze geldiğimiz an vardı ya işte o gün
Zerrin bakışlı gözlerinize tutuldu gözlerim
Yüreğime b'aktı tüm ihtişamıyla!

Gözleriniz akrep ile yelkovan
Saniyeleri sayıyorum her kapanışında
Zamanım duruyor sanki
Zamanı durduruyor!
Bir el dokunsa da uyansam sana
Bir dokunsan hayat bulsam

Gözleriniz zamanı durduran bir şiir
Öylece geçerken, bakışlarına yazıldı bu şiir
Canımı aldı, canıma can kattı

Gözlerinize yazılmış bu kaçıncı şiir

Nasıl bir nazar-ı ilahi'dir bu

Yüreğimi kavuran, kemale erdiren

Bakışlarınıza kurbanım!

Şiir son bulunca Mustafa’nın dili de çözülmüştü. Süper bir haber ile gelmişti aslında da unutmuştu.

 

05-06-2014 17:04
Bu Yazıyla İlgili Yorumunuz ?

Okuyucu Yorumları
Diğer Yazıları
HIZLI ARAMA


ANKET

Ak Parti'de Niğde'de Kim Milletvekili Adayı Olsun? 23 adaydan seçimini yapmak için ankete katılın

Tüm Anketleri Görmek ve Oy Kullanmak İçin Tıklayın

KONUK YAZARLAR
ENÇOK OKUNANLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU


NİĞDE