loading...

TARTIŞMA VE ÜSLUP
Muhammed Safa Ulusoy
.

Çok mu tartışıyoruz?

Evet…

O kadar çok tartışıyoruz ki hatta bununla ilgili çeşitli yarışmalar yapılıyor, radyo ve televizyonlarda programlar icra ediliyor.

Dikkat ediyorum da hangi alanda olursa olsun, münazara yapılırken birbirlerine kin ve öfke içerisinde kaş çatmayan insan yok denecek kadar azdır herhalde…

Hedef; tartışmanın sonucunda halkı belirlenen bir konu hakkında en doğru şekilde bilgilendirmek olsa gerek…

Düşünce güzel, uygulama güzel, tezler, antitezler, diksiyonlar, kıyafetler, dış görünüşler, selamlama konuşmaları da çok güzel lakin münazaranın başlamasıyla birlikte iki tarafında gardını alıp düşmanı karşılarcasına bir hal içerisinde tüm öfkesini ortaya çıkarması hiç de güzel değil.

Aydın, bilirkişi ya da entelektüel diye tanımlanan sıfatlarla o tartışmalara katılanlar, bilgileri doğrultusunda doğru da olsa, yanlış da olsa üslup ipinin ucunu kaçırıp münazarayı çekişmeye tahvil edince toplumu rahatsız etmekle beraber takipçilerine de fiiliyatıyla “İşte tartışma böyle olur” diyerek, bu tavrı, tartışmanın ana prensiplerindenmiş gibi lanse edip toplumu ya da takipçilerini istese de istemese de kendileri gibi bir tartışma üslubu takınmaya davet ve teşvik ediyor.

*

Özellikle din alanında tartışan hocaların bu tür davranışlar sergilemesi bizim nazarımızda hayret vericidir, çünkü Peygamber vârisi âlimlerin Muhammedî bir yaşam tarzına sahip olmaları gerekmez mi? Hiç değilse kafamızda tasavvur ede geldiğimiz âlim-hoca prototipi bize bunu gösteriyor.

Tartışmanın-münazaranın nasıl olması gerektiğini bizlere yaşantısıyla anlatması gereken insanlar, televizyon ekranlarında birbirlerine hakaret ettikçe, birbirlerini küçük düşürmeye çalıştıkça, itibarsızlaştırma çalışmalarını itina ile uygulamaya uğraştıkça bu durum bizleri ziyadesiyle üzüyor ve ümitsizliğe, ye’se kapılmamıza neden oluyor….

Bu konuda, başta hak namına olan dini konuları şahsi ve nefsi tartışma alanlarına çeviren hocalarımız ve âlimlerimize, kahvehanelerde, iş yerlerinde, cami avlularında ve hayatın nüfuz ettiği her alanda münazara-tartışma üslubunun seviyesini ve dengesini kuramayanlara İmam-ı Azam’ın münazara hakkında oğluna yaptığı şu uyarıyı hatırlatarak bu haftaki yazımı noktalamak istiyorum;

“Evladım!..

Bizler münazarada biri ile konuşurken, arkadaşımızın ayağının hak yoldan kayması endişesiyle her birimizin başı üstünde uçmasından korktuğumuz bir kuş varmış gibi davranırdık, ona göre hesaplı konuşurduk. Hâlbuki sizler konuşurken, münazara ederken, her biriniz arkadaşınızın ayağının kaymasını ( hak yoldan sapmasını ) istiyorsunuz. Bu, arkadaşının kâfir olmasını istemek gibidir. Kim arkadaşının kâfir olmasını isterse, arkadaşı kâfir olmadan kendisi kafir olur.”  Böyle tartışma ortamlarından Allah bizleri muhafaza eylesin.

En güzel’e emanetsiniz.

16-01-2016 10:20
Bu Yazıyla İlgili Yorumunuz ?

Okuyucu Yorumları
Diğer Yazıları
HIZLI ARAMA


ANKET

Niğde Belediye Başkanı Kim Olsun

Tüm Anketleri Görmek ve Oy Kullanmak İçin Tıklayın

KONUK YAZARLAR
ENÇOK OKUNANLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU


NİĞDE