ÇİÇEK BEZELİ PENCEREM
Muharrem ÇİFCİBAŞI
.

Korunaklı evlerimizin dış dünyaya açılan, dışarıda olup biteni gösteren, önü çiçekli pencerelerimiz. Odalarımızın içerisini aydınlatan, süslü perdeler ile çevrelenmiş pencereler. Türlü renklere boyanan ahşap pencerelerimiz. El sanatının nadide işçiliğini sunan pencereler.

            Demir parmaklıların arkasında kalan, küçük ve büyük pencerelerimiz. Taş duvarların arasında nefes almak için açılan göz aydınlığı pencereler.

            Sokaktan gelip, geçeni seyrettiğimiz, gelecek yolcuyu, misafiri beklediğimiz, asker yolu gözlediğimiz pencerelerimiz.

            Kuşlar, martılar, serçeler yesin diye önüne yem koyduğumuz pencereler. Üşüyünce soğuktan korunmak için kapattığımız, ısınınca temiz hava gelsin diye açtığımız pencerelerimiz. Kışın soğuktan, yazın sıcaktan kurtulmak için itirazsız aç/kapa yaptığımız pencereler.

            Çocukları büyütürken, dışarıyı seyretmesi için önünde beklediğimiz pencereler, gün gelir yaşlılık döneminde çocuklar geliyor mu? Diye arkasında beklenilen pencereye dönüşür. Hele bayram ziyareti için pencere önü bekleyen analar, babalar, nineler ve dedelerin sukut hali, iç dünyamızda hüzne dönüşür.

            Evin sevimli kedisi için seyir terasıdır pencere. Adı Tekir, Pamuk, Paşa, Boncuk, Pamuk’ta olsa günün belli bir kısmını hep pencere önünde geçirir. Pencere önünden geçen uçan bir kuş, vızıldayan bir sinek gördüğünde avcılığı öne çıkıp heyecanla pencerenin camını aşmaya çalışır evimizin yaramaz dostları.

            Güneşin batışı ile perdesini çekip kapattığımız pencere, güneşin doğuşu ile perdesini açtığımız pencere ile gecenin mahremiyeti, gündüzün ise şeffaflığı ile örtüşür. Kapanan pencerenin perdesi özel hayatın gizemi korunurken, açılan perde ile hayatın dışarı ile bağı kurulur.

            Anneler var pencere küpeştesini çiçek bahçesine çevirir. Desen desen, renk renk çiçekler ile hem evini süsler hem onlar ile konuşur hem de farkında olmadan arılara bal yapmaları için hammadde hazırlar.

            Tek katlı evlerin, odalarının damına açılan pencereler, zamanla yan duvarların içine taşınırken, günümüz modern yapılarında tabandan tavana kadar her alanı kaplar oldu. Pencereler küçük iken insanlık büyüktü. Pencereler büyüdü insanlık küçüldü.

            Küçük pencerelerden komşusuyla sohbet eden, bakkalına sepet sallayarak sipariş veren teyzeler azaldı. Buna bağlı mahalle kültürü erirken, muhabbetler edenlerde tükendi. Koca pencereli evlerden sepet sallayan olmaz. Onu yerini getirler, götürler denilen tüketim alışkanlığı aldı.

           

 

         Penceremize her saat güneş vursun isteriz. Güneşin pencereden süzülen ışığı ile aydınlanırken, hem de ferahlıktır derdimiz. Bu nedenle evin pencerelerini doğu ve güneye planlarız.

         Mevlâna der ki; “Ay doğmuyorsa yüzüne, güneş vurmuyorsa pencerene, kabahati ne güneşte ne ayda ara. Gözlerindeki perdeyi arala. “

İç dünyamızın karamsarlığını, bozuk moralimizi, sıkıntılı halimizi kendimizde aramak yerine, loş odaya, karanlıkta kalan eve bağlama. Sadece pencereyi kapatan perde yok iç dünyanda. Şunu bil ki; sende gözündeki ve kalbindeki perdeyi aralayarak güzellikleri görebilirsin.

         Yine Mevlâna:” Dertli insan içi duman dolu bir odaya benzer. Onu dinlemek; o odaya bir pencere açmak gibidir.” diyor. Odaya pencere açmak nasıl odayı ve evi aydınlatır, içerideki havayı temizler ise, insanlığa da kalbimizi açmak, onları dinlemek, karamsarlıklarını umuda dönüştürmek ne hayırlı bir iş. Hem kendimizi işe yarar hale getiri, hem de dertliye derman olmuş oluruz.

         Aynı pencereden dışarı bakan iki insandan biri sokaktaki kiri, çamuru kötülükleri görürken, diğeri ise aynı pencereden gündüz mavi gökyüzünü, gece yıldızları görür. Pencere bize dış dünyaya alan açarken, dış dünyadaki güzellikleri ya da kötülükleri görmek bizim iç dünyamıza göre şekillenir. Pencere aynı ama yürekten açılan pencereler farklı olabilir.

         Bütün karamsarlıklara rağmen buğulanmış pencere camına güneşi çizebiliyorsak, geleceğe olan umudumuz devam ediyor demektir. Karanlık geceye rağmen pencereden bir ışık arayışında isek, hayatla olan bağımız sağlam demektir.

         Bütün pencerelerde umutlu bekleyişlerin var olması, kuşlara yem bırakan canlılık belirtilerinin devam ediyor olması temennisiyle, pencerenizin perdesini açan bir el olsun.

 09 Ağustos 2022

Muharrem ÇİFCİBAŞI

10-08-2022 18:51
Bu Yazıyla İlgili Yorumunuz ?

Okuyucu Yorumları
Diğer Yazıları
HIZLI ARAMA


ANKET

Niğde'nin En Büyük Sorunu ne?

Tüm Anketleri Görmek ve Oy Kullanmak İçin Tıklayın

KONUK YAZARLAR
ENÇOK OKUNANLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU


NİĞDE