ÖTELERDEN BİR SES
Muhammed Safa ULUSOY
.

Uzunca bir zamandır Hafız Sami’nin çevresinde geziniyorum. Muradım adam akıllı bir hal tercümesi yazabilmek fakat bu tür zevat ile alakalı çalışmak manen meşakkatli bir iş olmalı ki bir türlü okumaların, araştırmaların, taramaların bittiğine kani olamıyorum. Okudukça, dinledikçe henüz yeni başlamış hissi yaşıyorum. Bir yere gideceksinizdir, kapısına yaklaştıkça girip girmemek arasında mütereddit bir hal kavurur yüreğinizi… Bendenizde yaşanan hal de birkaç vakittir bu kararsızlık gemisinde bir o yana bir bu yana savrulmak.

 

Hafız Sami ile alakalı sığınılacak en geniş liman elbette ki ‘’Meşhur Hafız Sami Merhum’’ kitabıdır. Eser, Kur’an-ı Kerim ve kültürüne önemli hizmetlerde bulunmuş Hafız Ali Rıza Sağman’a ait. Elimde bulunan, Türkiye Diyanet Vakfı yayınlarından çıkan, Dr. Timuçin Çevikoğlu’nun yayına hazırladığı nüsha. 2014 yılında 1. Baskı olarak 2.000 adet basılmış. Ben kitabı alalı yaklaşık bir yıl oluyor. Kitap ilkin 1947’de basılmış. O zamandan bu zamana epey baskı yapmış olduğunu ümit ediyorum?... Fakat Diyanet Vakfı gibi önemli bir yerden çıkmış olmasına rağmen böylesine mühim bir kitabın 7-8 sene de baskısının bitmemiş olması açıkçası beni düşündürdü… İnşallah kıymeti bilinir ve yüzlerce baskıyı görür diyerek hüznüme ehli insafı da ortak edeyim.

 

Hafız Sami dillere destan sesiyle yaşadığı çağa derin izler bırakmış, tarihimizde unutulmayacak bir şahsiyet olarak yerini almıştır. Hafız Sami’nin yaşamış olduğu şu olay sesinin tesirini izhar eder niteliktedir; Hırsızlar bir gün Hafız Sami’yi bir köşeye sıkıştırır ve soyarlar. Hafız Sami’nin yaşadığı üzüntüden dolayı okumaya başladığı kasideyi işiten hırsızlar ‘’Biz ne yaptık… Hafız Sami’yi soymuşuz’’ deyip eşyalarını geri iade ederler… Bir ses düşünün ki sahibinin cisminden çok ötelere ulaşıyor ve taşlaştığı düşünülen kalpleri bile titretiyor.

 

Ali Rıza Sağman’ın aktardığına göre Hafız Sami 1936 yılında hastalanır Gülhane Hastahane’sinde tedaviye başlanır fakat Hafız Sami hastalığının ruhani olduğuna inanır bundan dolayı da doktora gitmek istemez. Çok sevdiği kız kardeşinin ricaları üzerine doktora gitmeye ikna olur.

 

Olayın gerisini kitabın müellifinden dinleyelim ve yazıyı, Ali Rıza Sağman’ın Hafız Sami’nin son nefesini nasıl verdiğini anlattığı satırlarla nihayetlendirelim.

 

‘’Sıdıka! Dönelim kardeşim! Dedi. Hemşiresi eliyle işaret edip, ‘’evin uzak, doktorun daha yakın olduğunu anlattı ve gitmelerini yalvardı.’’

 

Bu yalvarmaya dayanamayan Sami bir adım attı. İkincisini atarken hemşiresinin koluna tutundu ve çok kükrek ve korkunç bir sesle ‘’Allah’’ diye haykırdı, yere düştü, uzandı. Hafız Sami ölmüştü.

 

(26 Nisan 1943 Pazartesi günü akşamı, saat yedi buçuk)

 

İnna lillahi ve inna ileyhi raciun.’’

Hafız Sami ve Hafız Ali Rıza Sağman’a Allah’tan rahmet diliyorum.

 

Not: Yazıyı yazarken yoldaşım Hafız Sami’nin pek az sayıda olan kaside kayıtlarından biriydi.

 

Derdime vâkıf değil canan beni handân bilir

Hakkı vardır şâd olanlar herkesi şadân bilir

Söylesem tesiri yok sussam gönül razı değil

Çektiğim âlâmı bir ben bir de Allah'ım bilir

 

Dinleyip, dinlenelim.

24-01-2022 17:49
Bu Yazıyla İlgili Yorumunuz ?

Okuyucu Yorumları
Diğer Yazıları
HIZLI ARAMA


ANKET

Niğde'nin En Büyük Sorunu ne?

Tüm Anketleri Görmek ve Oy Kullanmak İçin Tıklayın

KONUK YAZARLAR
ENÇOK OKUNANLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU


NİĞDE