SOKAK DEYİP GEÇMEYİN
Muharrem ÇİFCİBAŞI
.

Hayatın her alanında karşımıza sık çıkan söylemlerde geçen kelimelerden biri de sokak. Sokak sadece bir kelimeden mi ibaret? Hemen cevap verecek olursak, tabi ki; hayır deriz. Sokak bize neleri çağrıştırmaz ki;

Çocukluğumuz, komşuluk ilişkilerimiz, alış-veriş alanımız, eylemler, hurdacının, sütçünün sesleri, daha neler neler.

Türk Dil Kurumu sözlüğünün sokak maddesine baktığım da karşımıza çıkan tanım şu şekilde. “Kent, kasaba gibi yerleşim yerlerinde, iki yanında evler, dükkânlar bulunan, caddeye göre daha dar ve daha kısa olabilen yol.”

Fiziki bir tanım olarak yerleşim merkezlerinde, ikamet edilen evlere ulaşımı sağlayan, caddeye göre dar yollara sokak deriz. Ya da küçük ticari hayatın geçtiği yapıların oluşturduğu, esnaf ve sanatkarın dükkanlarının kapılarının açıldığı dar yollar.

Üstat Necip Fazıl KISAKÜREK, Kaldırımlar şiirinde sokakla ilgili bakış açısını dizelere şöyle döker.

“Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında,
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.

            Yalnızlığımızı paylaşmak için kendimizi attığımız sokaklar ile baş başa kaldığımız zamanlar vardır. Kimseyi görmek, kimseyle konuşmak istemez, sokakları arşınlayarak dolaşmak isteriz. Bazen de amaçsız bir şekilde, dalgınlık içerisinde ile o sokak senin, bu sokak benim avare bir şekilde dolaşırız.

            Kendimizi sokağa o kadar ait hissederiz ki; bir an dert ortağımız olmuştur. İç dünyamıza attıklarımızı her adımla birlikte onunla paylaşırız. Sokakla olan birlikteliğimiz, hayatta kaldığımız sürece devam eder. Dertlerimizi iç dünyamızdan dışa atarken sokakla olan bağımız bitmesin isteriz. Bunaldığımız da her an kendini attığımız sokak bizim için artık vazgeçilmez bir dost olmuştur.

            Ve devam eder Üstadın sokakla olan buluşmaları.

“Aman, sabah olmasın bu karanlık sokakta,
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum.”

            Sokak fiziki yapısının ötesinde hayatın diri ve hareketli olarak yaşandığı, her anı dolu bir yaşam alanı. Çocukluğun, gençliğin, olgunluk ve yaşlılık döneminin komşular ile birlikte yaşandığı sokaklar.

Belediye resmi bir ad verip, girişteki binanın duvarına bir tabela çaksa da bizim sokağımızın adını yine biz koyarız. Çünkü sokağın kimliğini ve kültürünü orada yaşayan insanlar belirler ve nesilden nesle aktarılır. Aynı sokakta yaşayan komşular, her birini çok iyi tanır. İyi ve kötü günler birlikte yaşanır. Sokak komşuları insanın akrabalarından daha hızlı ihtiyaçları karşılar. Sevinçler ve dertler birlikte paylaşılır.

            Sokaklar, bazen çocukların sabahtan akşama oyun alanı, bazen teyzelerin örgüleri ile birlikte oturdukları sohbet alanı, bazen sünnet, nişan, mevlit ve düğün için ayrılan bir mekân. Mahallenin sosyal faaliyetlerinin yapıldı bir açık hava alanıdır sokak.

            Sokak içerisinde bulunan her evin önünde oturmak için konulan taşlar, el örgüsü minderler ile tamamlanır ve ikindi sohbetleri, yaz akşamları geç saatlere kadar uzar gider. Yapılan böreklere, çöreklere, keklere, kurabiyelere demli çay eşlik eder. Anlatılan yarenlikler herkes için tecrübe paylaşımına dönüşür.

            Her sokağın ayaklı kütüphanesi, tecrübeli kanaat önderleri, hatta dedikoducu elemanları bulunur. Fısıltı haberlerini yayan yerel muhabirler bile rastlanır. Başı dara düşenin danıştığı, bilgi ve düşüncesine değer verilen sokak komşuları, sokağa ayrı bir değer katar. Aynı zamanda Ağır Abiler vardır her sokakta, güvenlik için kendilerini sorumlu hissederler.

            Sosyal ilişkiler sokakta başlarken ve salonlara hapsoldu. Sokak düğünleri, sabahtan gece yarılarına kadar, yaz ayları boyunca “Naciye”, “Dilara”, “Sarı Yıldız”, “Kesik Çayır”, “Erik Dalı” tekrarları ile mahalleyi ortama dahil eder.

            Sokak lezzetleri ve sokak satıcılarımız, sokağın vazgeçilmez kahramanlarıdır. Sokağın sabahında “Sütçüüü” bağrışını, “Yoğurtçuu” sesi tamamlar. Soğuk kış akşamları sokak “Bozzacııı” sesiyle yankılanır.

            Biraz sonra sokaktan el arabası ile “Hurdacıı, demir, bakır, eski eşyalar alırım” diyerek, zor anlaşılır bir ses sokağı çınlatır. Derken sebzeci kamyonundan yükselen cızırtılı bir sesle “domates, biber, patlıcan” diyen seyyar satıcımız, taze ürünleri sokağımıza kadar ulaştırır.

            Tek katlı bahçeli binaların oluşturduğu sokaklarımızda, çok katlı binalara yenik düşünce, sokaklarımızın da tarihsel özelikleri kayboldu. Çok katlı binalardan oluşan sokaklar caddeye dönüşünce, kimse kimseyi tanımaz oldu. Sevinçler ve dertler, sokakta değil evlerin odalarında yaşanır oldu. Evlerde yaşananların özel olmayanları sokakta komşular ile paylaşılırken, evde yaşanan her şey sosyal medyadan, özel hayatta dahil sanal dünyaya ortalığa saçılır oldu.

            Kırsalda kalan sokaklarımızın anılarımızı taze tutması ümidiyle, hiç değilse, bir kısmının ranta yenik düşmeden özel, bozulmadan kalabilmesi için yerel karar vericilerin özenli davranmasını dileyelim.

 Gerçek sokak kültürü “Ramazan Sokağı” çakması ile ticari ve uydurma bir sokak bir anlayışıyla yeni nesle aktarılamıyor. Her değer ancak aslına uygun kalarak yapılan uygulamalar ile yaşatılabilir.

            Sokaklar kötü niyetli insanlar tarafından kendi amaçları içinde maalesef  olumsuz anlamda kullanılabilmektedir. Biz sokağa iyiliğin penceresinden bakmak istedik. İyiler sokağa hâkim olursa, kötüler sokağa giremez.

            İyiler ve iyilik kazansın.

Muharrem ÇİFCİBAŞI

31 Mayıs 2022/Niğde

01-06-2022 12:51
Bu Yazıyla İlgili Yorumunuz ?

Okuyucu Yorumları
Diğer Yazıları
HIZLI ARAMA


ANKET

Niğde'nin En Büyük Sorunu ne?

Tüm Anketleri Görmek ve Oy Kullanmak İçin Tıklayın

KONUK YAZARLAR
ENÇOK OKUNANLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU


NİĞDE